Archive for the ‘Ateist Düşünce’ Category

Lut, Sen misin?

Posted: Eylül 27, 2014 in Ateist Düşünce
Etiketler:

Eşcinsellik ve Dinler

Posted: Eylül 7, 2014 in Ateist Düşünce

Dinlerin eşcinsel evliliği konusunda söyleyebileceği herhangi bir şey olmamalı.

Elde Malzeme Kalmayınca

Posted: Mayıs 25, 2014 in Ateist Düşünce
Etiketler:

Tanrı, ilk insanı yani Adem’i oluştururken elindeki bütün malzemeyi kullandığı için, Havva’yı yaratmak için mecburen Adem’den bir parça aldı. Çok mantıklı.

Bilimde ve Dinde Yöntem

Posted: Şubat 6, 2014 in Ateist Düşünce

Öncelikle peşinen belirtmek isterim ki, inanırlar bu ifadeyi kesinlikle reddetmektedirler ve buna dayanak olarak da Hz. Ömer’in; “Çok iyi bilirim ki, sen zararı ve faydası olmayan bir taş parçasısın. Eğer Rasûlullah öpmemiş olsaydı seni asla öpmezdim” şeklindeki sözlerini gösterirler. Ancak aynı taş hakkında konuşurken, saygı duydukları ve kutsallığı olduğuna inandıklarını belirtirler. Temelinde ise bu bahsetmiş oldukları özellikler, putların taşıdığı özellikler ile aynıdır.

 

Burada bir şeye açıklık getirmek gerekiyor; sanılanın aksine putlar tanrı yerine konulmamaktadır. Putperest inanca göre tapınılan nesne, tanrı değil tanrının ya da onun gücünün bir yansımasıdır. Bu bakımdan, sürekli olarak yeni putların dikilmesi, putperest inanç göz önüne alındığında mantıklıdır. Bunun yanında, evlerde de putlar bulunduğu, bu putların bulundukları yerlerdeki kişilerin/ailelerin ibadetlerine aracılık ettiği düşünülürse, islam inancında sürekli olarak cami dikmek anlayışı ile paralel olduğu görülecektir. Çünkü, islam inancına göre nasıl cami yapmak bir ibadet ve tanrıyı onurlandırma ise putperest inançta da yeni tapınakların ve yeni putların yapılması aynı şekilde tanrıyı onurlandırmak anlamına gelmektedir. Puta taparlık konusuna açıklık getirdiysek, sırada “Hacerül Esved” taşına tapınma/saygı duyma var.

 

İslam inancında, Hacerül Esved taşının ortaya çıkışı konusunda bir kaç farklı rivayet bulunmaktadır. Rivayetlerden birinde bu taşın Hz. İbrahim tarafından Kabe’nin köşesine yerleştirildiği öne sürülürken, bir diğer rivayette Ebu Davud, bu taşın “Allah’ın Sağ Eli” olduğunu iddia etmekteyken, başka bir rivayette ise Tirmizi, bu taş “Cennetten İnmiştir”.

 

Tarih yazımcılığının tevrattan ibaret olduğu bir dönem için bu yönde bir ifade bulunmazken, “Bu taşı İbrahim Kabe’ye yerleştirdi” demek mantıklı olmayacaktır. Ardından gelen “Allah’ın sağ eli” ve “Cennetten gelen taş” yakıştırmaları ise en başta islam dini açısından mantıksızdır. Rivayetler her ne kadar gerçek olmaktan uzak olsa da öne sürdükleri fikirler bakımından taşa bir kutsallık vermek düşüncesini barındırmaktadırlar. Bu bakımdan, müslümanların taşa bir kutsallık atfettikleri tartışılmayacak kadar açıktır. Bu konuda hem fikir olduğumuza göre, sırada bu taşa bir tapınma bulunup bulunmadığı konusu var.

 

Tapınmak kelimesinden de anlaşılacağı gibi, yapılan eylem, tapınılandan yardım, fayda elde etmek amacıyla gerçekleştirilir. Tapınma eylemi ise çok çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilir; dua, yalvarma, herhangi bir hediyenin (yiyecek, içecek, değerli eşya, kan, kurban…) sunulması gibi pek çok yöntem mevcuttur.

 

Hacerül Esved taşına baktığımızda yukarıda değinilen tapınma yöntemlerinden pek çoğunu göremeyiz. Ancak, Hac ibadeti sırasında bu taşa dokunma, öpme, selam verme gibi bir dizi eylem gerçekleştirilmektedir ki bunlar da yine tapınma ve saygı belirtme işaretleridir. Hatta bunların gerçekleştirilmemesi durumunda Hac’ın tamamlanmamış olacağı da göz önünde bulundurulursa, farz niteliğindeki bu eylemlerin, kutsallığının bulunup bulunmadığı konusunda kafalarda bir soru işareti kalmamalıdır.

 

Esasında, Hacerül Esved taşı, İslam dini icat edilmeden önce de kutsallık atfedilen bir objeydi. Öyle ki, Allah Kabe’ye henüz taşınmamışken ve burada Putlar yaşıyorken, bu putperest tapınağının tadilatlarından biri sırasında, putperestlerin kutsal farzettiği bu taşın yerine yerleştirilmesi konusundaki bir anlaşmazlığı, put ve putperst düşmanı Muhammed çözüme kavuşturmuştur. Aslında İbrahimi dinlerin tamamının pagan/putperest/çok tanrılı dinlerin efsanelerinden araklama olduğunu, İslam dinindeki pek çok hükmün de gerçekte yerel Arap kültürünün alışkanlıklarını devam ettirdiğini düşünürsel, kara taşa verilen kutsallığın çok da sürpriz olmaması gerekir.

 

Peki bu kutsal taşın ardındaki bilinmeyen (Gizemli bir yanı yok araştırmamaktan ileri gelen bir bilinmezlik) gerçek nedir?

 

Cennetten geldiği de iddia edilen bu taş, cennetten düşerken kırılmış olacak ki 7-8 parçaya bölünmüş haldedir. Orijinal ebatları bilinmemekle birlikte, görünen kısmı 20(cm)x16(cm) ebatlarındadır. Taş, daha önce bir kaç defa yeniden modellenmekle birlikte son halinde, gümüş bir çerçeve içine oturtulmuş şekilde sergilenmektedir. Taşın yapısal özellikleri konusunda bir fikir birliği bulunmamaktadır. Bunda kutsal sayılmasından ileri gelen ve detaylı incelenmesini engelleyen inanışın etkisi vardır. Buna rağmen, taşın volkanik, doğal cam ya da astroid kökenli olduğu yönünde bir takım önermeler mevcuttur. Taşa kutsallık atfetmek isteyen inanırların taşın suyun üzerinde batmadan durduğu yönündeki iddiaları temel alınacak olunursa taşın akik, bazalt ya da astroid olması mümkün. Her durumda, taşın doğal bir madde olduğu ve atfedildiği gibi bir kutsallığı olmadığını rahatlıkla söyeyebiliriz.

Taşın, Kabe ile birlikte sellere, fırtınalara ve yangınlara maruz kalması hatta çalınması gibi durumlar göz önünde bulundurulduğunda, bildiğimiz siyah bir taş olduğunu, kutsallıktan herhangi bir eser oladığını gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz.